Kalbini Korumak

Bir tanıdığım vardı… “Dı” diyorum çünkü çünkü az sonra anlatacağım tutumu dolayısıyla artık görüşmüyorum…

Bir gün adamcağızın biri bir hayvan videosu koymuş, bir pelikanın verdiği balığın peşinden koşması videosu… Bizimki hemen altına yazdı “hayvana acı çektirme, tam bir pisliksin, aç bir hayvanla mı eğleniyorsun?” diye…

Ondan korunmanın tek yolu vardı; cevap vermemek… Daha uyanık olan insanlar kendileri hiç topa girmeyip beğendikleri cevaplara like veriyorlardı.  Ama her açıklamaya cevabı vardı; mesela bunu yapan adam

“Bu pelikan bizim burada iyileştirip baktığımız bir hayvan ve çok iyi besliyoruz, veteriner kontrolünde bakıyoruz, ve bu yaptığım bizim onunla oyunumuz” yazmasına rağmen, durmadı. Aslında dramdan değil de huzurdan beslenen bir insan böyle bir cevap karşısında “ben yanılmışım özür dilerim” demeliydi…

Ondan sonra bir kaç gün boyunca devam eden kavgalar…Sabah uyanıp ilk işi oraya bakmak, kendisine cevap yazan insanların profilini incelemek, oradan bir “açık” aramak ve o şekilde kavgayı sürdürmek…

İnanamamıştım. Tam karşımda, hayatımın (o zamanlar) içinde bir troll vardı.  Ortam huzurlu olduğu zaman uykusu geliyor ancak ve ancak kavga varsa kendini canlı hissedebiliyordu. Ve ne yapıp edip bir kavga yaratıyordu.

Ama kim ne yazarsa yazsın asla ikna olmuyordu… Çünkü onun derdi başkaydı. Bu kavgadan zevk alıyordu. Yüzünde bunu görebiliyordum.

Geçen sene Dijital Topuklar isimli bir seminere konuşmacı olarak katılmıştım ve konu “Sosyal Medyada Kalbini Korumak” tı… Çok sevdiğim BlogcuAnne bulmuştu bu ismi. Linççilerden kendini nasıl korursun?

Yanıtım ; “cevap vermeyerek”

Bunu yapabilmek için;

  1. Kendinizi iyi tanıyın. Karşıdaki “ajitasyon” yani kışkırtıcılık yaptığı zaman bunu fark edebilecek kadar olaylara dışarıdan bakabilmek için mindfulness egzersizleri ile kendinizi eğitin.
  2. “Ben kendimi bildikten sonra kimseyi ikna etmek zorunda değilim” düşüncesini yaşam felsefeniz haline getirin. Diğer adıyla “onay arayıcılık” şeması. Bu tür kışkırtmaları “umursamayabilen” insanların en belirgin düşünme biçimi budur. Herkesi ciddiye almazlar.
  3. “Sevilme” takıntınızdan kurtulun. Yine onay arayıcılık şeması ile ilgili bir şey.
  4. “Mükemmellik” takıntınızdan kurtulun…. Bu tür linçlerde en çok mükemmelliyetçi insanlar yıpranır. Yanlış bir şey yapmaktan zaten çok korktukları için böyle bir tepki aldıkları anda panik halinde savunmaya geçerler.
  5. Kendinizi affetmeyi öğrenin;  her zaman her şeyi en doğru şekilde yapmak zorunda değilsiniz… Siz de saçmalayabilirsiniz, eleştirilebilirsiniz, ve sizi sevmeyen,beğenmeyen “yanlış anlayan”  bir çok insan olabilir. Bununla barışık olduğunuz anda dramdan beslenenler size asla zarar veremez.

Özetle, eğer varsa “YANLIŞ ANLAŞILMAMA”  takıntınızdan kurtulun. Depresyona girmeye en çok meyilli olan insanlar bu takıntıya sahip olanlardır. Herkesi sürekli ikna etme zorlantısı hissederler. Hem kendileri çok yorgundurlar, hem de bu takıntıları dolayısıyla gevşemekte çok zorlandıkları için çevrelerindeki insanları yorarlar.

Başka insanları kontrol edemezsiniz. Ancak kendinize karşı şefkatli ve affedici olarak herkesi ciddiye almamayı öğretebilirsiniz.

Yanlış yapmama takıntısı varsa, kendini koruma şansın yok çünkü…

Faydalı olduğunu umarım… Sevgiler…